Kadın ve Ekonomi

Kadın ve Ekonomi

Kadın ve Ekonomi

Tarihin ilk dönemlerinden beri ekonomik hayatın önemsenmeyen birer öğesi olan kadınlar başlangıçta tarım sektöründe çalışmaktadırlar. Savaş dönemleri haricinde tarım kesiminde, çoğunlukla da kendi işletmeleri ile sınırlı kalmış olan kadına geleneksel yapı içinde yüklenen temel görevler, üreme ile ev ve ailenin bakımıdır. Özellikle Cumhuriyet dönemine kadar kadının eğitim ve öğretim imkanlarının kısıtlı olması, kadının ev dışında çalışmasının aile yaşamını bozacağı konusunda yanlış inanış ve değerler, onların meslek sahibi olmalarını ve bu yolla ekonomik hayata aktif katılımlarını, iş piyasasında her iki cinsin eşit şartlarda rekabet edebilmelerini hemen hemen imkansız kılmıştır. Kadın ve ekonomi kavramları bu anlamda birbirlerinden hep uzak kalmışlardır.

Sürdürülebilir kalkınmanın önemli unsurlarından biri kadın iş gücüdür. Gelişmiş ülkeler kadınların iş gücüne katılım oranlarının azlığına dikkat çekmekte ve kadın iş gücünü önemsemektedir. Çünkü kadın iş gücünün yok sayılması veya önemsenmemesi büyük ekonomik kayıptır. Kadınları iş gücüne yani ekonomiye kazandırılması ülke için kazanç, ekonomi kalkınmanın ve büyümesinde önemli bir etken olacaktır.

Ülkemizde;

Kadınların; %39.2’si tarımda, %45’i hizmetler sektöründe, %14.8’i sanayi sektöründe çalışmaktadır. Fakat ilaç, kimya, otomotiv, elektronik, beyaz eşya gibi sektörlerde kadınların varlığı oldukça azdır. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri içinde kadın istihdamda ülke olarak en son sıralarda yer almaya devam ediyoruz ve IMF raporuna göre Hindistan, Pakistan, Türkiye gibi ülkeler milyarlarca dolarlık kadın iş gücü potansiyelini kullanamıyor. Bu sebeple bazı ülkeler potansiyel gayrisafi hasılasının %30’unu aşan ekonomik kayıpla karşı karşıya kalıyor. Sebeplerine gelecek olursak; duygusallık bahanesi, görev dışı beklentiler, mesleki ayrımcılık, iş ve özel yaşam dengesi, mobbing (cinsel taciz, kıyafet kısıtlamaları), fırsat eşitliğine sahip olmamak, herkesi memnun etmeye çalışmak, yeterince ciddiye alınmamak gibi engellerdir.

Kadınların Ekonomiye Katkıları

Hızla yaşlanan ekonomilerde, kadınların istihdam içindeki payının artması büyümeye doğrudan katkı yaparken, işsizlik oranının yükselmesini engelleyerek ekonomiye istikrar kazandırılmasına da yardımcı oluyor. Kadın ve ekonomi bu anlamda birbirleriyle pozitif bir ilişki içindeler.

Devlet, sosyal politikalarda kadınlara pozitif ayrımcılık yaparak destek vermeye devam ediyor. KOSGEB, en güzel örnektir. Çalışma eğitimlerini tamamlayarak sertifikalarını alan yüzlerce kadın, girişimci olmaya devam ediyor. İşveren statüsünde değerlendirilen kadınlar devlet destekleriyle büyüyor, ülkesinin ekonomisini destekliyor, kendi geleceğini sağlam bir şekilde belirleyebiliyor.

McKinsey Women Matter Türkiye 2016 raporunda hesaplandığı gibi, Türkiye kadın istihdamını artırma yönünde güçlü önlemler alırsa, 2025 için koyduğu yüzde 36’lık hedefini yüzde 63’e çıkarabilir; bu sayede GSYİH’sını yüzde 20 artırarak 200-250 milyar dolara ulaştırabilir.

Gene McKinsey’in 2015’de yaptığı bir araştırmaya göre, cinsiyet eşitliğine önem veren firmalar sektör ortalamalarından yüzde 15 daha fazla getiri sağlıyor. Kadınların sağlığı, hakları ve refahı için harcanacak her 1 dolar, ekonomiye 20 yılda 30 dolar olarak geri dönüyor. Kadınlar kazandıklarının yüzde 90’ını ailelerine harcıyor (Erkekler ise yüzde 30-40’ını). Kızların ilk ve orta öğrenimine eklenecek her 1 yıl, ileride onların gelirini yüzde 15-25 artırıyor, ülkenin GSMH artış oranına her yıl 0,37 puan katkı yapıyor. Türkiye’de kadınların tam zamanlı çalışma hayatına katılımında yüzde 6’lık bir artış ise yoksulluğu yüzde 15 oranında azaltıyor.

SWEATSHOP NEDİR?

Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir